Rize haberleri Rize'nin en genç haber sitesinde


  • 22 Mayıs 2019, Çarşamba 1:02
Recep Ali Aksoylu

Recep Ali Aksoylu

Yeni Eğitim Matematiksiz mi ?

EĞİTİM SİL BAŞTANA ELEŞTİRİLERE DAİR

Hızla gündemi değişen ülkeyiz. Ya da değiştirilebilen. Gündem bu tarz değiştirildiğinde de aklımıza perde arkasında yeni bir fırıldak mı var sorusu da gelmiyor değil. Paranoyak olduk ya.

17 yılda 15 kez değişmiş, pardon yaz boz olmuş eğitim sistemimizde 2024 baz alınarak düşünülen değişiklikler iki gündür gündemin ana başlıklarından biri olmuş durumda. Tartışmalar iki noktada toplanıyor; dersler ve zamanlama.

Yeni sistemin daha iyi olacağını varsayarsak, önümüzdeki beş yıl boyunca gençlerimiz, yanlış olduğu için değiştirilecek bu bozuk sistemle okumaya devam edip, mevcut sınav sistemiyle üniversiteye hazırlanacak ve girecekler. Bu yönüyle eleştirmek kolay ama bu tarz radikal değişikliklerin bugünden yarına uygulanmasının sakıncalarını da göz önüne almalıyız. Hem belli bir zaman sonra yeni uygulamaya geçmek, o zaman diliminde eleştirileri, eksiklikleri dikkate alarak revizelerini yapmayı da mümkün kılmaktadır.

Eğitim sistemimizin direksiyonuna Sayın Ziya Selçuk oturduğunda, kamuoyunda bir ehveni şer memnuniyeti oluşmuştu. Sağlıklı ve kalıcı bir sistem oluşturulması, daha ilk günden Sayın Bakan'dan bekleniyordu. Ancak açıklanan sistemde bazı derslerin azlığı, yokluğu, çıkarılması, fazlalaştırılması haliyle kamuoyunun daha fazla tepkisini çekti.

Sosyal medyanın her türlüsünde “Matematik, Felsefe, Tarih seçmeli. Din Kültürü, Tasavvuf Edebiyatı ve İslam Felsefesi zorunlu ders olacakmış” tarzında eleştiriler had safhada.

Yeni sistem; daha önce uygulanmış, başarısız olunduğu için tepki almış, terk edilmiş kredili sistemin yaklaşığı. Geçmişte başarısız oldu diye önyargılı bakmamak lazım. Zaman var ve hatalardan ders çıkarılarak, eksikler tamamlanarak, başarıyla bu kez tatbik edilebilir.

Rehberlik biriminin ya da genç bir öğretmen arkadaşımın ifadesi ile “öğretmenlik out, koçluğun in olacağı bu sistemde” öğrenciye daha az ders vererek, dersin içerik ve niteliği değişmeden, aynı program, aynı yönetim ve aynı mantıkla nasıl pozitif bir sonuç alınabileceği merak ediliyor. En basitinden liselerde gençlere sadece az sayıda ders vererek hayata, üniversiteye hazırlayabilmek için; ilkokul ve ortaokulların sistemi de, bu yeni sisteme göre düzenlenmeli, entegre edilmeli.

Sınıflar bazında alınacak derslerin listesi çok kabarık. Hulasa, bütün sınıflarda ortak olan 2 ders var, bunlar da Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olarak belirlenmiş.

Tartışmaların ana çıkışı da bu nokta. Doğru başlamak için eleştiriler önemli. Ama yukarıda paylaştığım sosyal medyada top olmuş “matematik” eksenli tartışmalarla sınırlı kalmamak lazım. Sanki tüm eleştiriler, eksiklikler matematik dersineymiş gibi savunmalarla asıl üzerinde durulması gerekenler atlanıyor ya da kamufle ediliyor olabilir. Son sınıfta (öğrencinin dalı belli olmuş) beden eğitimi öğretmeni olmak isteyenin, elbette yüksek matematik görmesine gerek yoktur. Ama aynı şekilde beden eğitimi veya tasavvufla, ilahiyatla ilgili alanda devam etmeyecek öğrencinin de Din Kültürü, Tasavvuf Edebiyatı ve İslam Felsefesi dersini zorunlu alması gerekmiyor. Din Dersini bir yana aldım, alt sınıflarda bile tüm öğrenciler neden Tasavvuf Edebiyatı dersi alsın ki?

 

Ayrıca çocuğun, bireyin gelişiminde, günümüz bilime dayalı rekabetçi ortamında gerekli olan; Din Kültürü'nden çok tüm bilimlerin anası olan matematik daha elzemdir. Düşünmeyi, sorgulamayı öğreten Felsefe, ulusal bilinci aşılayan, geliştiren Tarih dersi daha önemlidir.

Malum YKS sonuçlarına göre öğrenciler AYT'de 40 sorunun yöneltildiği matematik sınavında ancak ortalama 3.9 soruya doğru cevap verebilmiş. Bu da çocuklarımızın global köyde başarılı olabilmeleri için, matematik dersine daha çok ehemmiyet verilmesini net ortaya koyuyor.

Gördüğüm, izlediğim kadarıyla da mesleki alana yönelmiş, devam edeceği – yönlendirildiği veya yönlendiği alan belli olan çocuğa gerekmeyen branş için; zaten kimse "matematik neden yok?" demiyor. İtiraz edilen alanı – devam edeceği belli çocuklara zorunlu kılınan dersler.

Türkiye’de en kalabalık ve en yüksek bütçeli teşkilatların arasında Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor. Devamında okuldan çok caminin (63 bin okul, 85 bin cami) var olduğu, hatta toplumu ayrıştıran, iktidarları tehdit eden bunca cemaat var iken 'deizm' son yıllarda tavan yapmışsa, düşünmek lazım. Takkeyi bir önümüze koymak lazım. Neredeyse tüm liseleri İmam Hatip'e dönüştürmekle, cemaatlere yol vermekle, ne çocuklarımıza dinimizi belletebiliyor, ne de yüce dinimizi bundan nasiplendirebiliyoruz. Diyanet elbette farklı dinlerden vatandaşlarımızın da olduğunu dikkate alarak, din eğitimini programlamalı. Ama bilinmeli ki, günümüz çocukları güzel dinimizi; kendisine öğretilenlerle, yönetenlerin ve öğretenlerin davranışlarını, alışkanlıklarını; mukayeseli izleyerek, algılıyor.

Recep Ali Aksoylu /Beykoz Mahmut Şevket Paşa 21.5.201


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık