Rize haberleri Rize'nin en genç haber sitesinde


  • 06 Ağustos 2018, Pazartesi 20:12
Dilek Altun

Dilek Altun

CEHALETİN ADINA KADER DEMEYİN!

Çayın memleketinden herkese selam olsun. Haydi demleyin çaylarınızı size anlatacaklarım var. Bizim buralarda nisan- mayıs aylarında bir telaş başlar. Çaylar filiz vermeye başlayınca, çay mevsimi de başlamış olur. Çayın memleketinde insanın konusu önce çay oluyor malum. Çayın bakımı, gübresi, toplanması, satılması başlı başına bir zorluk. Ama en çok da kadınların yükü ağır. Karadeniz kadını sadece sepetinde çayını taşımıyor onun yükü çaydan ibaret değil. Kadın olmanın ve kadın olarak var olabilmenin yükünü de taşıyor omuzlarında.

Bizim buralarda kadın olmak zordur. Hele erkek egemen bir toplumun içinde isen bu zorluk daha fazla artar. Daha çocukken başlar aslında hikayenin temeli. Anne rahmine eğer erkek cinsiyeti ile düştüysen ne mutlu sana. Dünyaya geldiğinde kurbanlar kesilir, kadın gerekirse erkek çocuk doğurmak uğruna 10-12 tane doğurur. Çünkü karadenizde kadın olmanın hakkı bir zamanlar ancak kocana erkek çocuk doğurmakla verilirdi! Ne yazık ki bu da bizim acı gerçeklerimiz. Halen daha kız çocuğu doğuranlara yapılan muamele o kadar onur zedeleyici bir halde ki. Kız çocuğun varsa onu saymazlar ‘’ ee haydi inşaAllah bir dahakine erkek olur’’ diye kendilerince sizi teselli ederler. Çünkü kendileri çok da mutlu olmaz erkek çocuk doğurmayan kadınlardan. Neden mi böyle davranırlar. Çünkü onlarda bu davranışın doğru olduğunu zannediyorlar. Erkek doğurunca kocaları ve yaşadıkları toplum tarafından değer görülüyorlardı ve halen daha bu zihniyeti yaşatmaya çalışıyorlar.

Hiç unutmuyorum çok yakın bir arkadaşım hamileyken hastanede kontrol için sıra bekliyor. Yaşlı bir teyze gelip bebeğin cinsiyetini soruyor arkadaşıma. Arkadaşım da gayet mutlu bir şekilde kızım olacak deyince, teyze pek bir mutlu olamıyor nedense. Ve arkadaşıma erkek çocuğunu umarım tez vakitte bulursun diyor. Kızı, erkeği ne önemi var ki diye düşünüyor aklı-selim her insan. Ancak bu bölge için erkeğin her zaman kız çocuğundan daha büyük önemi var. Çünkü bizim buralarda kız evlatlarını’’ evlenince ele giden olarak görürler’’, mirasta en güzel payı erkek çocukları alır, soyadını yalnızca erkekler devam ettirdiği için her zaman ayrıcalıktır erkek olmak. Dedim ya hikaye daha ana rahminde başlıyor diye. Evin tüm yükü anneden sonra, kız evlattadır. Evdeki işlerinin yanında bağ, bahçe, çayda seni bekler. Sana ancak bu hayatın yükünü taşımak kalır. Üzgünüm sen erkek değilsin. Öyle çok fazla sesini çıkarmadan büyür, evlenir ve bu zihniyette yetiştirilmiş bir başka erkeğin yanında hayatına devam edersin. Kaç hikaye böyle devam etti acaba?! Sayısını ya da yıllarını bilen var mı? Ama artık bu hikayenin gidişatını değiştirme zamanı çoktan geldi de geçiyor! Hikayede mutlu bir kız çocuğu olmak istiyorsanız önce ‘’ okuyacaksınız, sorgulayacaksınız’’. Dünyanın size sunulandan ibaret olmadığını anlamanız için önce okumalısınız, hem de çok okumalısınız. Ancak o şekilde kabuğunuzu kırabilir ve aslında şimdiye kadar yaşanan bu durumun ne kadar acı bir tablo olduğunu görebilirsiniz.

 

İşte tam da bu yüzden önce kendiniz için okuyun kızlar, ablalar, anneler. Bir nesil ne yazık ki koca bir cehalet ile büyütüldü bu kez cehaletle büyümesin evlatlarınız! Sonra o yere göğe sığdıramadığınız erkek çocuklarınız büyüdüklerinde, mevki makam sahibi olduklarında, evlendiklerinde en zayıf olarak gördükleri kadına her türlü şiddeti uygulamayı kendine reva görüyorlar. Evde, iş yerinde, sokakta her geçen gün çığ gibi büyüyen bu erkek şiddetinin temelinin hikayesi ne yazık ki yıllar öncesine dayanıyor. Bugünün çocukları yarının anne- babaları olacak. Onlara kadın- erkek eşitliğinin önemini anlatmalı, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ne kadar kötü sonuçlar doğurduğunu daha küçük yaşlarında öğretmeliyiz. Ağaç yaşken eğiliyor sonrasında sadece kırılıyor. Ağaç yaşken, taze iken yavrularımıza önce insan olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu hep birlikte öğretelim. Yoksa bir nesile daha çok yazık olacak. Şiddet vakaları ile karşılaşacaklar, kadın kimlikleri ile var olabilmenin mücadelesini vermek zorunda kalacaklar! Sonra bu güzel ülke nasıl ilerleyebilecek, mutlu bir nesil nasıl inşa edilecek? Her şeyin iyi ve sağlam bir temel üzerinde olması gerekiyor yoksa toplumsal olarak çözülmeye, yıkılmaya başlarız. O zaman kim toplayacak bizi?! Sonra cehaletin adına kader demeyin...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık