Rize haberleri Rize'nin en genç haber sitesinde

RTEÜ'de Kurulan Simülasyon Merkezi'nin Fikir Babaları, Prof.Dr,Şimşek ve Prof.Dr. Engin Dursun mu ?

Simülasyon merkezi sorumlusu sevgili Doç.Dr. Ayşegül Çopur Çiçek… O merkezin yapılma fikrinin kim ve kimler tarafından ortaya atıldığını, merkezin teknik çalışmalarını yapmak üzere oluşturulan beş kişilik ekibin kimlerden oluştuğunu, yurt içi ve yurt dışında bu ekibin ne kadar fedakarca çalışmalar yaptığını (hem de masrafları bütçeden, hazine-i asadan değil kendi ceplerinden!) hiç mi hatırlamadın be güzel kardeşim?..

RTEÜ'de Kurulan Simülasyon Merkezi'nin  Fikir Babaları, Prof.Dr,Şimşek ve Prof.Dr. Engin Dursun mu ?

KIAZARMAZ BİR YÜZ!....

Haber şöyle;

Rize Protokolü RTEÜ Simülasyon Merkezini İnceledi...

“Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Karaman öncülüğünde Rize Valisi Kemal Çeber, Belediye Başkanı Prof.Dr. Reşat Kasap... Üniversitenin Tıp Fakültesi bünyesinde hizmet veren Simülasyon Merkezi’ni gezerek incelediler.

Hastaya benzer şekilde hasta özelliği taşıyan maketler ve mankenler üzerinden tıp eğitimi vermeyi amaçlayan merkezde Doç.Dr. Ayşegül Çopur Çiçek heyete simülasyon merkezinde gerçekleştirilen uygulamalar hakkında kapsamlı bilgiler verdi.

Doç.Dr. Ayşegül Çopur Çiçek, ‘Türkiye’de simülasyona dayalı eğitimde Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Acıbadem Tıp Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren ve kısa adı CASE olan Center of Advenced Simülation and Education merkezinden sonra, ameliyathaneden evde sağlık birimine, yoğun bakım ünitesinden yataklı servislerine, yenidoğan ünitesine kadar mevcut olan bölümleri ile tam bir hastane gerçekliğinde tasarlanmış, devlet tıp fakülteleri içerisinde en kapsamlı ve en son teknolojik donanımlı eğitim merkezi olmuştur…’ dedi.

Vali Çeber; simülasyona dayalı eğitimler her öğrencinin öğrenmesine fırsat eşitliği yarattığını belirterek...

Rektör Prof.Dr. Hüseyin Karaman ise, ‘Üniversitemize böyle bir merkezin kazandırılması noktasındaki katkıları dolayısıyla başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve merkezi kuran hayırsever olmak üzere katkısı olan herkese teşekkür ederim.’ dedi.”

Ne güzel değil mi?

Rize'de bir eğitim merkezi kurulmuş, adı da "Simülasyon".

Bu haber belki iki yıl önce verilseydi pek çok insan "bu ‘simülasyon’ dedikleri de ne ola ki?" diyecekti. Şimdi ise neredeyse bilmeyen yok! Muhakkak ki bu da ne güzel!

Ama kafasını kuma gömmeyen insan şunu da görmüyor değil: “Kardeşim bu merkez aylar önce hazırdı da, şimdi, bu ziyaret ne iş?!”

Sebebi siyasi olabilir mi?.. Yani şunun şurasında artık yapılmasına günler kalan malum seçimlere matuf inceden bir destek filan?.. Bence olabilir? Çünkü Rize’de, yakın zamanlar yapımlı, başka ziyaret edilecek, millete “işte eserimiz” denilecek bir şey var mı bilmiyorum. Mitingde de bir şey yoktu, yeni bir vaat bile; müşteri bulununca yapılacak(!) şehir hastanesinden başka.

Bu argümana, "Ama öyle olsa idi il başkanı ve başkan adayı ve hatta vekiller de orda olmaz mıydı?" diye itiraz edenler olabilir tabii… Peki, bunnda haklılık payı

olabilir mi?.. Bence zor! Neden mi?.. Söyleyeyim. Eee! Hazretler çıraklığı, kalfalığı çoktan geçmiş, ustalık çağını da handiyse aşmış, siyasi “fena fillah makamı”na yükselmişler! Bütün bunların kör gözlere bile batacağını, milletin işi anında çakacağını bilirler zahir!

Peki, bunun gerçekten siyasetle ilgisi olmayabilir mi?.. (Ayağımı kaldırıyorum) Olmayabilir!.. Yeni gelen ve olayın geçmişinden (muhtemelen) haberi olmayan Sayın Vali merak etmiştir, simülasyon merkezini ilk defa görecektir, diğerlerinin de tekrar göresi gelmiştir, kim bilir!?.. Belki de Cumhurbaşkanının yapmadığı-gelemediği önceden ilan edilmiş açılışı tamamlamak istemişlerdir. Yani fesatlığın gereği yok!

Her neyse... Beni ilgilendiren tarafı orası değil. Nihayetinde at binenin kılıç kuşananın! Seçimdir, geçimdir, biçimdir vs.

Şimdi, asıl konumuza gelelim…

İnanın, bunu söylemek istemezdim ama milli şairimiz merhum Akif’i hatırlayıp,

Şarka bakmaz, garbı bilmez, edepten yok payesi

Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi.

demeden geçemeyeceğim.

Geçemeyeceğim, ancak durumumuz bence Akif’in tarif ettiğinden de kötü. Zira Garb’i de Şark’ı da (bu iletişim çağının doğal sonucu olarak) az ya da çok bilmesine rağmen pek çok insanımızın tek sermayesi yine de “kızarmaz bir yüz”, maalesef.

Evet…

Hadi diyelim Sayın Vali bu işin geçmişini bilmiyordu. Öyle bir program yapıldı, o da merkeze gitti ve valiler için klasik sayılabilecek konuşma yaptı…

Belediye Başkanı dostum Prof.Dr. Reşat Kasap da… Ona, asıl uğraması gereken zamanda, yani yapılırken niçin hiç uğramadığını, STK’larla yaptığım iki toplantıya neden icabet etmediğini ve şurada, başkanlık süresinin bitimine topu topu üç beş gün kala nasıl birden “simülasyonsever” olduğunu sormayacağım! Belki bir beklentisi vardır; dürüst kimliğine halel gelmesin!

Asıl sözüm konuşan ve de konuşması gerektiği halde konuşmayan diğerlerine...

Mesela; Simülasyon merkezi sorumlusu sevgili Doç.Dr. Ayşegül Çopur Çiçek… O merkezin yapılma fikrinin kim ve kimler tarafından ortaya atıldığını, merkezin teknik çalışmalarını yapmak üzere oluşturulan beş kişilik ekibin kimlerden oluştuğunu, yurt içi ve yurt dışında bu ekibin ne kadar fedakarca çalışmalar yaptığını (hem de masrafları bütçeden, hazine-i asadan değil kendi ceplerinden!) hiç mi hatırlamadın be güzel kardeşim?..

Cümle arasında bile olsa, hadi beni geç (işin asıl sahibi olmama rağmen yasaklıyım ya sana bir zeval gelir belki!) ama mesela o ekibin başındaki, yani senin de başındaki Prof.Dr. Engin Dursun ve diğer arkadaşların Doç.Dr. Emre Durakoğlugil, Yrd.Doç.Dr. Hüseyin Eren adlarını

hiç mi anmaz insan, bu işi birlikte yaptığınızı hiç mi söylemez be güzel kardeşim? Bizatihi şahsının, o ekibe kim tarafından ve hangi psikososyal

durumdayken getirildiğini aklına getirmez mi?.. (Beşinci ismi saymanın lüzumu yok. Zira o şimdi asker!).

Yani çalışma arkadaşlığı, vefa, akademik etik, bilimsel namus bu mudur???

Meselaaaa; Sayın Rektör...

Bu zat-ı muhterem Sayın Cumhurbaşkanından ve de sponsordan söz ederken bir de bu işin fikir sahibinden, planlayandan, kotarandan, emek verenlerden de bir kelimelik (karambole değil ismen) söz etse de ruhuna işleyen o muhteris benlik duygusundan sıyrılsa… Ve biteviye

"Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Cumhurbaşkanım..." deyip adeta o tamlamayı eskitip anlamsızlaştırmak yerine O’nun sıkça kullandığı

Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

mısralarını hatırlasa ve bir kerecik de olsa hakkı tutup kaldırsa günah-ı kebair’e mi girer? Doktorasını yaptığı İslam Ahlakı’na mugayir zemheri kış mı yaşar?

Hadi bunu geçelim; böyle bir günah(!) işler işlemez, onu kendi bilir de… Peki, zat-ı alileri, kırk kere anlattığım halde, inşaat sürecinde bir kez olsun uğramadığı, katkı sağlamak şöyle dursun simülasyon yapacağımız mahaldeki (mevcut yer) anatomi salonunu taşımak için 200 bin tl para masraf olacağı ve bunun üniversitenin kasasında olmadığı gerekçesiyle 3-4 ay daha beklememin iyi olacağını söyleyip resmen işi baltalamak istediği halde şimdi kasım kasım boy gösterip bunun şovunu yapmaktan, rantını yemekten utanmıyor mu??? Nasıl kızarmıyor bu yüz? Bunun cevabını, ister ilahiyatçı olsun ister psikolog, biri verebilir mi bana?..

Diğerlerine gelince...

Onlardan söz etmeyeceğim! Bir kısmına sadece "bayram tebriki, cuma tebriki, kandil tebriki yerine o dinsel hassasiyetlerini simülasyon merkezi ziyareti sırasında gösterselerdi de dilsiz şeytan durumuna düşmeselerdi" diyeceğim! Kalanlara ise hiçbir şey!

Evet, dostlar ne oldu bize böyle? Hadi vefayı İstanbul’un bir semti sayıp geçelim de “şeref, haysiyet, hamiyet, münevver, muhterem vs.” mevhumlarına ne oldu? Dillerden olduğu gibi manaları da mı göç etti dünyamızdan?

Yok Yok! Şükür ki göç etmedi… Aynı gün aldığım bir WhatsApp mesajı yüreğime su serpti. Bu değerler hala var, yaşıyorlar, yaşayacaklar dedi:

"Selamun aleyküm Hocam. Ben Rize Tıp'tan öğrencinizim. Gün içinde aradım, ulaşamadım. Kandiliniz mübarek olsun, dualarınızı esirgemeyin. Ellerinizden öperim. Şu an maketlerde pratik yapıyorsak en çok da sizin sayenizdedir, hakkının ödenmez. Allah razı olsun." 07 Mart 2019, saat 21:05.

Kalbimdeki cevap orda saklı ama dilimdeki şöyle oldu: "Sağ ol yavrum. Bilmukabele. Gözlerinden öpüyorum. İsmini yazarsan sevinirim." Ve yanında, tatlı bir gülümseme ikonu ile birlikte kırmızı bir gül. 07 Mart 2019, saat 23:05.

Son sözlerim:

Büyükler… Size yazıklar olsun! Şu ya da bu niyetle yediğiniz bu haksız Simulasyon ekmeği helal olmasın!

Gençler, öğrencilerim, evlatlar… Berhudar olun. Eğer, size bir emeğim geçmişse ananızın ak sütü gibi helal olsun. Size dua ediyorum. Siz de bana dua edin. Allah bana güç kuvvet versin ki ben de size aktarabileyim, ömür versin ki adayabileyim..

Prof. Dr. Şaban ŞİMŞEK

Rize RTEÜ Tıp Fakültesine Hayır Sever İş Adamı Simülasyon için Sponsor Oldu 

 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık