Avukat Meltem Bankoyʹla Cocuk Haklarına Bakış
Rize
Haber
26 Aralık 2015 - Cumartesi 15:04 Bu haber 1266 kez okundu
 
Avukat Meltem Bankoyʹla Cocuk Haklarına Bakış
GÜNDEM Haberi
Avukat Meltem Bankoyʹla Cocuk Haklarına Bakış

ÇOCUK HAKLARINA BAKIŞ Öncelikle, kalplerimizi acıtan, cani üvey annenin 5 ve 7 yaşındaki iki çocuğa karşı uyguladığı insanlık dışı ağır işkence ve kötü muamele görüntülerinden sonra çocukların sağlık durumunun normale döndüğünü Sayın Kayseri Valisinden duymanın bir nebze olsun içimizi rahatlattığını ifade etmek isterim. Herkesin malumudur ki çocuk; masum, duyarlı ve bağımlı bir varlıktır. Dolayısıyla toplumun geleceği için çocuğun yetişmesi, bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaksal gelişimi ile ilgili önlemlerin önceden alınması gerekmektedir. Bu açıdan “Çocuk Hakları Sözleşmesi” bu ihtiyacı karşılamak üzere yürürlüğe girmiş ve Türkiye’nin de imzalayarak onayladığı en geniş katılımlı insan hakları belgesi olmuştur. İşte bu bağlamda çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki bakımlardan özgürlük ve saygınlık içinde, sağlıklı ve normal biçimde gelişebilmesi için hukuk kuralları ile korunan yararları olarak tanımlanan çocuk hakları insan hakları hukukunun bir parçası olarak kabul edilmektedir. Sözleşmenin benimsediği ilkelerden hareketle çocuk hakları, çocukların en çaresiz varlıklar olarak özel durumlarını dikkate alan bir kavramdır ve bütün haklar temelde birtakım yükümlülük ve sorumlulukları akla getirir. Bunlar, güçlülerin güçsüzlere, yetişkinlerin yetişmekte olanlara karşı yükümlülükleridir. Çocukların büyüyüp gelişmeleri, önlerindeki fırsatlar ve karşılaştıkları riskler; ana-babaları, aileleri ve toplum, kendilerine bakım ve eğitim sağlayan kurumlar ve profesyoneller, reklamlar, televizyon ve internet tarafından belirlenmektedir. Tüm bu sayılanlar ise tarihin, kültürün, siyasetin, hükümetlerin, demografinin, ekonominin ve teknolojinin etkileriyle şekillenmektedir. Günümüzde çocuğun korunmasında asıl rolün, toplumsal kurumlar ve devletlerde olduğu fikri kabul görmeye başlamıştır. Devletlerin kurulması ve sosyal örgütlenmelerin gerçekleşmesinden sonra, toplumsal örgütler ve devletler çocuğun korunması sorunuyla da ilgilenmeye başlamışlardır. Geçtiğimiz günlerde, bir Hükümet politikası olarak, boşanmaların sebeplerinin araştırılmasına dair komisyon kurulması çalışmaları bu konuya güzel bir örnek teşkil etmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19, 34 ve 39’uncu maddelerinde de görüldüğü gibi, Devlet, çocuğu ana babanın ya da çocuğun bakımından sorumlu başka kişilerin her türlü kötü davranışından korumalı, çocuk ihmal ve istismarını önlemeli ve bu tür davranışlarla karşı karşıya bulunan çocukların tedavisini amaçlayan programlar hazırlamalıdır. Bununla birlikte Devlet, yasal düzeyde önlem almasının yanı sıra aileleri, çocuk gelişimi ve psikolojisi konularında da bilinçlendirmelidir. Ayrıca, toplumun gelişmesi ile orantılı olarak, “çocuk hakları” sadece çocukların korunmasına yönelik kalmayarak, onların katılımcı ve gelişmiş bireyler olmalarına olanak tanıyıcı bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlamda Devletler tarafından çocuk ve çocuk hakları konusunda işbirliği ve ortaklık yapılan kurumların başında Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) gelmektedir. Ülkemizde de bir anlamda benzer nitelik taşıyan Çocuk Esirgeme Kurumu gibi sadece anne-babadan yoksun çocukları koruma amaçlı devlet kuruluşlarının dışında gönüllü kuruluşlara da ihtiyaç vardır. "Sokak Çocukları Derneği" gibi daha çok aileleriyle sorunlu olan çocuk örgütlerinin dışında sözleşmede belirlenen kategorik çocuk haklarını ifade ve canlandırmaya dönük gönüllü kuruluşlara, sivil girişimlere özellikle ihtiyaç vardır. Değeri gittikçe daha çok anlaşılan çocuk haklarının geliştirilmesi ve korunmasına yönelik yasaların, politikaların ve uygulamaların yaşama geçirilmesi bugün birçok dünya ülkelerinin temel prensiplerinden sayılmaktadır. Ülkemizde bu bakımdan çocuk haklarıyla ilintili birçok mevzuat ve yasal düzenleme bulunmaktadır. Kayseri`de yaşanan olay özelinde ise belirtilmesi gereken hukuksal müesseselerimiz şunlardır: Ana-babanın sorumluluklarına, ödevlerine ve haklarına ilişkin Türk Medeni Kanununun 322. maddeleri ile 363. maddeleri arasında ayrıntılı hükümler yer almaktadır. Türk Medeni Kanunu, Sözleşme dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sözleşmenin 5. maddesinin önemli bir yansıması bu açıdan MK, m. 339–340 arasında göze çarpmaktadır. Tüm bunların yanında aile içi uyuşmazlıkları çözmek amacıyla aile mahkemeleri kurulmuştur. Çocukların yaşam hakkının korunmasına yönelik yasal düzenlemeler mevcuttur. Bu hak ilk olarak, Anayasanın 17. maddesinde “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” şeklinde ifade edilmiştir. Anayasanın 41, 61 ve 65. maddeleri gelişim hakkını ilgilendiren düzenlemeler içermektedir. Ayrıca bu ilke Çocuk Koruma Kanununun 4. maddesi ile de tam olarak iç hukuka yansıtılmıştır. Kanaatimce Anayasanın 41. Maddesi, aileyi çocuğa karşı yükümlülüklerini yerine getirme konusunda destekleme yükümlülüğü içerecek ve çocuğun yararı gerektirmedikçe ailesinden ayrılmaması ilkesini açıkça yansıtacak biçimde değiştirilmelidir. Devletin ana-babaya yardım etme sorumluluğu bakımından Anayasada bir genel düzenleme olmakla birlikte, bu hüküm çocuğun yetiştirilmesinde ve geliştirilmesinde ana-babanın sorumluluğuna saygı ve ana-babayı, bu sorumluluğu yerine getirirken destekleme yükümlülüğü perspektifini tanımamaktadır. Anayasada yapılacak bir değişiklik ile hem ana-babanın hem de Devletin çocuk yetiştirilmesinde ortak sorumluluklarının bulunduğu temel ilke olarak benimsenmelidir. Türk Medeni Kanunu, Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve Kanunun uygulanmasına dair Yönetmelik, çocukların aile içi şiddetten korunması için alınabilecek tedbirleri düzenlerken, Türk Ceza Kanunu suç teşkil eden eylemleri belirlemektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi uluslararası hukuki bir mevzuat olmakla birlikte, dünyadaki değişimi öngören bir çeşit toplumsal sözleşmedir. Böyle bir sözleşme yasal kabul ve onaylardan çok toplumsal taleplerle hayata geçirilebilir. Bunu da gerçekleştirecek olan en önemli kurum ailedir. Bu kapsamda diğer bir konu ise çocuk adalet sistemidir. BM Sözleşmesinin 40. maddesi, ceza yasası ihlal ettiği ileri sürülen veya ihlal ettiği kabul edilen çocukların haklarını kapsamaktadır. Üçüncü fıkrada, ceza yasasını ihlal ettiği ileri sürülen çocuklar için yetişlkin ceza adalet sisteminden farklı bir adalet sisteminin bulunması, çocuklara özgü yasa, usul ve sadece çocuklarla çalışılacak makamların olmasını talep etmektedir. Bu hususta vurgulamak gerekir ki çocukların sadece duruşmalarda özel bir konumda olmasının çocuk hakları ile tam anlamıyla uyumlu olmadığı ve en önemlisi çocuk mahkemelerinin adliyelerden ayrılması ve burada çalışan herkesin de çocuk hakları konusunda bilinçlendirilmiş kişilerden oluşması gerekmektedir.
Kaynak: (rizevizyon) - rizevizyon.com Editör:
Etiketler: Avukat, Meltem, Bankoyʹla, Cocuk, Haklarına, Bakış, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı