Rize

SON DAKİKA HABERLERİ RİZE'NİN HABER SİTESİNDE


  • 03 Ekim 2017, Salı 11:38
OrhanYazıcılar

Orhan Yazıcılar

KEFENDE CEP YOK!..

Ben bu hikayeyi bir kitapta okudum. Çok da hoşuma gitti. İstedim ki bunu sizinle paylaşayım. Önemine binaen..

İnsanalar arasında bu cümle sık sık konuşulur. ‘’Kefenin cebi yok’’ diye.

Hikayeye geçelim: Amerikalı zengin bir iş adamı, bir iş seyahati sırasında Meksika’da küçük bir balıkçı kasabasına uğrar. Limanda gezerken ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar: ‘’Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?’’ Balıkçı tümünü bir iki saatte yakaladığını söyler.

İşadamı bu kez, niçin daha uzun süre kalıp, daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı ailesinin geçimine bu kadarının yettiğini söyler.  İşadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır: ‘’İşte geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım, öğlende karım Maria ile biraz siesta (Öğle uykusu, şekerleme) yaparım.Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarkı söyleriz. Dolu ve mşgul bir yaşantım var senyor’’ der.

Amerikalı gerinerek, ‘’Benim Harvard’dan MBA’m var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekneyle çalışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun. Böylece, yakaladığın balığı aracılara değil, doğrudan işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun. Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip, Mexsico city2e, daha sonra Los angeles’a ve en sonunda holdingini genişletebileceğin Newyork’a yerleşirsin.

Balıkçı düşünceli vaziyette sorar: ’’Peki senyör, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır? Amerikalı yanıtlar: ‘’15-20 yıl kadar. ‘’Peki bundan sonra senyör? Diye sorar balıkçı. Amerikalı güler; ‘’Şimdi anlatacağım en iyi tarafı! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın; kısa zaman zengin olup milyonlar kazanırsın! ‘’ ‘’Milyonlar’’… der.. Meksikalı; ‘’Eeee… Sonra senyör?’’ Amerikalı; ‘’Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin; istersen zevk için biraz balık tutarsın; çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur; akşamları da amigolarla gitar çalıp, şarkı söylersin. Nasıl, mükemmel değil mi?

Balıkçı güler, ‘’Senyor! Ben zaten dediklerinizi şu anda da yapabiliyorum. Yine bu huzura kavuşabilmek için niye 15-20 yıl sıkıntı çekeyim?’’

Bu yazıyı tabi ki benim okuyup da güldüğüm gibi sizlerde en azından tebessüm edeceksiniz. Güldüren ama aynı zamanda derinden düşündüren nefis bir hikaye bu…

Bir gün Rahmetli Sakıp Sabancı’nın bir Pazar kahvaltısındaki  röportajını izlemiştim televizyondan yıllar önce. Muhabir mütevazi kahvaltı masasını görüntüleyip tek tek saymıştı masadakileri ve şaşırıp Sakıp Bey’e: ‘’Sadece bunlarla mı kahvaltı yapıyorsunuzbiz insanlar gibi? Diye sormuştu. Onun verdiği cevap yıllardır aklımda kalmıştır;’’ Bu masanın uzunluğu buradan (İstanbul atlı köşk) Adana’ya kadar uzayabilir ve binlerce çeşitli kahvaltılık konabilir masaya, ama benim yiyeceğim miktar ne kadar değişebilir ki? Sadece bir tabak yiyecek…. Ne kadar yiyebilirim ki? Keşke hasta olmasaydım da tadıyla tuzuyla zeytin bari yiyebilseydim! (Masadaki tuzsuz zeytini işaret ederek gülümsemişti)… Sonuçta yaşamak için iki litre su ve bir somun ekmek yeterken, ve sonunda bir hiç olmak için ne çok mücadele veriyoruz ve ne çılgınlıklar yapıyoruz değil mi? Yaşamak çok da uzun değilken ve yarına garantimiz yokken….

Yine çok zengin adam bir gün ansızın ölür. Henüz öldüğünün farkında bile değildir. Kendini bir bekleme salonunda bulur. Meraklı meraklı meraklıetrafı gözlerken, yanındaki adam ona kim olduğunu sorar: ‘’Ben çok zengin biriyim ve filanca holdingin sahibiyim’’ der. ‘’Hımmmm’’ der yanındaki adam, ‘’Benimde tam sana ihtiyacım var, bana 5 milyon dolar borç verebilir misin? Hemen yakında geri öderim. ‘’ Zengin adam böbürlene böbürlene: ‘’Yok Yok der geri ödemene gerek yok! Bende çok para var, hatta 10 milyon dolarlık çek vereyim. ‘’derken bir taraftan da ceketinin ceplerini, pantolonunun ön ve arka ceplerini didik didik arar ama şaşırıp kalır; ne cüzdandan ne çek defterinden eser yoktur…Yanında oturan adam görünümlü melek der ki: ‘’Aaa yoksa siz kefenin cebi var sanmıştınız? Ama maalesef ki yok ve şimdi benim kadar yoksulsunuz’’….

Orhan Yazıcılar

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık