Rize

SON DAKİKA HABERLERİ RİZE'NİN HABER SİTESİNDE


  • 23 Kasım 2017, Perşembe 23:33
Mustafa Çelik

Mustafa Çelik

MESELE ÖĞRETMEK Mİ?

Her düşünürün, yazarın ve eğitimcinin hatta her anne babanın, eğitim-öğretim üzerine bir düşüncesi vardır mutlaka. Herkesin bu konularda bir fikri ve iyileştirme üzerine önerileri vardır. Haklılar da. Çünkü, eğitim mevzusu gazete, dergi ve kitaplarda olduğu gibi güncel sosyal yaşamın da ana konusudur. Haklı olarak her anne baba eğitimin her fikrine bir eleştiri ve öneri getirebilir. Benimde bir baba, bir öğrenci, bir eğitimci ve bir idealist olarak eğitimin felsefesi ve içeriği hakkında bazı düşüncelerim olacak.

i) Eğitim öğretim politikaları ve belirlenen sınav yöntemleri (ext.ÖYS -YGS-LGS-SBS) her ne olursa olsun “ASL OLAN SINAV DEĞİL, ÖĞRENMEDİR” imajını değiştirmemelidir. Bu amaca göre yöntem oluşturulmalıdır. Eğer sınav sistemine göre öğrenci kendini eğitir, sosyal yaşantısını oluşturur, bu amaç uğruna, tüm kabiliyetlerini sınavda ne yapıp edip “fazla puan almak” için tüketiyorsa, artık bilinmelidir ki, bu politikanın insan yetiştirmek gibi bir amacı ve değeri kalmamıştır.

ii) En önemlisi, BİREYSEL BECERİ VE KABİLİYET KAZANDIRAN, EZBERDEN UZAK “etkileşimsel” yöntemlerdir. Daha çok deneyime dayalı olan ve kişinin sosyal yaşantısında konuyu anlamlandırabildiği yeni yöntemler ile öğrenci teknik manada çok daha ilerde olacaktır

iii) Özellikle ilkokullarda uygulanan, konuyu anlama dayandırmadan yapılan ezberlemeler çocukları bilgiden ve bilginin değerinden soğutmaktadır.

iv) Öğretmenlik kutsaldır. Öğretmek ve eğitmek en temel sosyalleşme aracıdır. Bu uğurda her türlü çaba ve harcamadan kaçınılmamalıdır. Ancak öğretim elemanı alımında sınavla belirlenen kişilerin seçiminde de birinci maddedeki düşüncemi tekrarlamak isterim. Bunun yanında her yörede ya da her eğitim öğretim kurumunda, düşünce ve saygıda önde, eğitimde mihenk taşı kabul edilen bazı kişilerin varlığı hissettirilmelidir. Yoksa, halen daha “power point” sunumundan okuyarak öğrenciye bir şeyler verdiğini zanneden okutmanlara kalacağız.

v) Eğitimin olmazsa olmazı, ahlakın başlangıç noktaları “saygı ve sevgidir”. Saygı ve sevgi, tarihimizde insan yetiştirmenin gizli öznesi “edep, illa ki edep” anlayışı ile vuku bulmuştur. Bu anlayışın eğitim kampüslerinden ayrılmasına müteakip, ortalık kitap ve flash yüklü veya download edilmiş mezunlardan doldu taştı. Saygı ve sevginin pratikteki eğitimine önem verilmeli, bunun için öğreticinin “hal” ile rol modelliği en üst seviyede önemsenmelidir.

vi) Eğitimin hedefi bürokrasiyi arttırmak değil, teknokrasiyi arttırmak olmalıdır. Teknokrasi, zamanımızın teknolojisini insan hayrına kullanabilen insan kaynağıdır. Japonyanın gelişmişliği bu anlayış sayesindedir. Ne yazık ki üniversitelerde açılan bölümlerin çoğunluğunu “beyaz yakalılar”tabiri ile bilinen yöneticilik, işletmecilik ve benzeri bölümler oluşturmaktadır. Yönetmek işinin koordinasyon yapmak değil, teknolojiyi hayra kullanma becerisi olduğu unutulmamalıdır. Yönetici sadece bu anlayışa çanak tutan ve yolu açan olmalıdır.

vii) Mesleklerin seçimini birinci dereceden etkilediği bilinen para ve maaş düşüncesinden kurtulup, ülkemizde Hititoloji bilimini bile çekici kılacak politikalar üretilmelidir. Bunun için Ar-Ge çalışmalarından maddi getirisi olanlarından çok kültürel-sosyal ve psikolojik getirisi olanlarına daha ağırlık verilmelidir. Eskiye göre bu durumun daha iyi olduğunu söylemek mümkün olsa da yeterli değildir.

Devamı Gelecek…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık