SON DAKİKA HABERLERİ RİZE'NİN HABER SİTESİNDE


  • 03 Ekim 2017, Salı 11:38
İbrahim HakkıZırh

İbrahim Hakkı Zırh

Bir Kadınlar Gününü Daha Kutlarken…

2015 Yılında bir kadınlar gününü yine hep beraber kutlayacağız. Klasik olarak etkinlikler yapılacak kadınlarımızın yerinin en yüksekte olduğunu, cennetin kadının(anaların) ayaklarının altında olduğunu söyleyeceğiz. Kadınlara o gün için çiçekler verilecek ve yılın kadınını seçeceğiz. Karşımıza her zaman olduğu gibi yine mağdur olmuş bir kadınımız çıkacak.

 

Bizler hep beraber o kadınımızı öveceğiz ödüllendireceğiz. Ve gün bitecek. Yaşam devam ederken Yine kadınların çilesi başlayacak. Toplum da ikincil olan konumlarına dönecekler. Yine haksızlıklar, yine ölümler devam edecek.

 

En son yapılan bir ankette kadınlardan gelen yanıtlar söyle, Eşiniz size bağırıyor mu? Sorusuna %78. Çevrenizde baskı görüyor musunuz sorusuna %54.4.  Eşinden şiddet görenlerin oranı %45.6. Eşimi polise şikayet edemem diyenlerin oranı ise %76.3. Bu ankete göre ülkemizde her 10 kadından 7 si mutlu değilmiş sonucu çıkmaktadır.

 

Balıkesir Müftü yardımcısı makale de yazıyor, tabii hedef nedense yine kadınlar. “Türban takmak yetmez, Kadınlar tamamen kapansın. Tesettür başı değil tüm bedeni örtmektir.”

 

Tabii bu yetkiliye şunu diyen olmuyor. “Arkadaş erkekler kendine çekidüzen versin biz namusumuzla yaşayacağız. Namusumuz bizim beynimizdedir giysilerimizde değil”

 Evet, kadına her yerden baskı yapmak her zaman normalmiş gibi bize yansıtılmaktadır. Taa ilk insan olarak kabul edilen Adem ile Havva’dan beri kadın suçlanmış.

 

Güya yasak elmayı kadın istediği için Adem koparmış. Be insanlar sormazlar mı ki senin aklın nerdeydi diye. Yine ilk insanlardan Kabil ile Habil alacakları kardeşleri olan kızlar konusunda anlaşamazlar ilk ölüm kardeşler arasında olur. Bunda kız kardeşin suçu ne ben anlamış değilim ama nedense kadını küçümsemek suçlu görmek insanlık tarihiyle başlamış.

 

Dinler tarihinin yanında insanlık tarihide kadını ikinci sınıf canlı olarak görmüş. Hatta doğan kız çocuklarının canlı canlı kumda gömüldüğünü Arap tarihinde okuduk.

 

Günümüzde kadın baskısını her gün basında takip ediyoruz. En son Mersin de Öldürülen gencecik kızımız Özgecan   için hep konuşuldu. Hep beraber üzüldük. Ama şunu anlayamadık. Biz toplumda kadını erkeklerle aynı konumda göremiyorsak bu acıların bitmesi mümkün değildir.

 

2014 YILI İLK 10 AYDA 255 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

 

2014 yılının ilk 6 ayında her üç günde bir kadın öldürülürken, bu sayı istatistiklere 139 olarak yansıdı. Bunlardan 12 kadın, tehdit edildiği için koruma başvurusu yapmış olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle hayatlarını kaybetti. Kadınların yüzde 50’sinin ateşli silah kullanılarak öldürülmesi dikkat çekerken, yüzde 31’i de kesici alet kullanılarak öldürüldü. En çok cinayetin işlendiği ilk üç il 28 cinayetle İstanbul, 10 cinayetle Gaziantep, 7 cinayetle Adana oldu. Bu illeri 5’er cinayetle Antalya, Hatay, Konya ve Mersin takip etti.

 

Haziran ayından bu yana geçen 4 aylık sürede öldürülen kadın sayısı 116 olurken, ilk 10 ayda öldürülen kadın sayısı 255’e yükseldi. Sadece Ekim ayında 29 kadın cinayetlerde hayatını kaybederken, kadınların yüzde 35’i ayrılmak ya da boşanmak istedikleri için öldürüldü. Bu kadınların yüzde 52’sinin yaşamlarına ateşli silahla son verilirken, yüzde 38’inin kocaları tarafından öldürülmesi dikkat çekti.

 

“RAKAMLAR DEHŞET VERİCİ”

 

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri hakkında açıklama yapan Mersin Bağımsız Kadın Derneği (BKD) Başkanı Ayla Oran Erciyas, kadına yönelik şiddetin en görünür ve iyice azgınlaştığı son halinin cinayet olduğunu, ancak kadınların fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet gibi çok çeşitli biçimlerde şiddete uğradıklarını söyledi.

 

Kadına yönelik şiddetin kökeninde toplumsal cinsiyet rollerindeki pekişme ve artan muhafazakarlığın yattığını belirten Erciyas, buna bağlı olarak giderek artan kadın cinayetlerinin de kadına yönelik şiddetin arttığını ve toplumsal cinsiyet rolleri itibariyle de o rollerin giderek derinleştiğinin, pekiştiğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.

 

Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurduğunda Toplumda erkeklerin okuma yazma oranı %10 kadınların ise %sıfırmış. Mustafa Kemal Kadınların toplumda ikincil olamayacağını böyle olan toplumların kalkınamayacağını düşünerek kadınların haklarını alması için çalışmalar yapmıştır. Birçok Avrupa devletinden önce Türk kadınına seçme seçilme hakkını vermiştir.

 

“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?” diyerek kadınların toplumda eşit olması gerektiğini belirtmiştir.

 

Ben 7-8 yaşlarındayken kırsal kesimde gezerken bazı kadınların beni görünce yol kenarına eğilip arkalarını dönmeleri ve yüzlerini kapadıklarını hatırlarım da neden bu hareketi yaptıklarını hala daha algılayabilmiş değilim.

 

Bir toplumu nasıl yönetmek isterseniz öyle şekillendirirsiniz. Ben 7-8 yaşlarımdayken bu kadınların davranışı kadınların nasıl baskı altında olduğunu bana ta o zamanlar göstermişti. Ben onların oğulları, torunları yaşındayken bu şekildeki hareket toplumsal baskının sonucuydu. 

 

Nazım Hikmet Ran kurtuluş savaşı destanında kadınlarımızı çok güzel anlatır;

Ve kadınlar


bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız 

Bir kadınlar gününü daha kutlayacağız. Gönül ister ki kadınlarımız da toplumdaki yerlerinin önemini daha iyi algılasınlar. Toplumdaki yerleri onların doğal hakları olduğunun bilincinde olsunlar. Yapılan salon toplantılarında da her zaman olduğu gibi yine en önde erkekleri oturtmasınlar. Hiç olmasa kendi günlerinde “biz buradayız “desinler ve erkekleri o gün için arka sıralarda konuk etsinler.

 

İ.Hakkı Zırh


 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık