Rize haberleri Rize'nin haber sitesinde

60 Yazarın Katılacağı Rize Kitap Günleri'nden ,Araştırmacı Yazar Koyuncu Çıkarıldı

Rize'nin ilk ihtisas kütüphanesi’nin sahibi, araştırmacı-yazar Recep Koyuncu’nun başkanlığını yaptığı Çınar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği, 16-26 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek ve 60 civarında yazarın katılacağı Rize Kitap Günleri’nde 23 Ekim Salı günü imza günü olmasına rağmen listeden çıkarılması sosyal medya'da büyük tepkilere neden oldu

60 Yazarın Katılacağı Rize Kitap Günleri'nden ,Araştırmacı Yazar Koyuncu Çıkarıldı

"Cumhurbaşkanının Etrafı" Dedikleri Bunlar mı Yoksa!?

Rize'de bir kitap fuarı... Adı "16-26 Ekim 2018 Rize Kitap Günleri"

Elliye yakın yazar davet ediliyor. Davet kriterlerini tam olarak bilmiyorum ama ön şart galiba "Rizeli olmak." Ama, her şeyiyle öz be öz Rizeli ve tam dokuz adet paramedikal kitabın yazarı olmama, özellikle de gündemdeki "Olmadı be REİS- KÜLLİYE 53" ile tam da Rize'mizin ahvalini "ilm-el yakin, ayn-el yakin, hakk-el yakin" anlatan kitabıma rağmen sayın organizatörler olan valilikten, belediyeden (aralarında varsa üniversiteden ki dağıtılan broşürdeki yerleşim planında tam da Acil Çıkış'ın hemen altında gözüküyor, ancak katılımcı mıdır, düzenleyici midir yoksa çıkmak isteyenlere yol gösterici midir pek de belli değil!) ve de fuara dair işleri yürüttüğünü öğrendiğim Sayın Hüseyin Akdağ'dan bir davet almaya mazhar olamadık!

"Elliye yakın yazar" demiştik bunun hemen yarısı kadar da kitabevi-yayıncı kuruluş davet edilmiş fuara. Hepsi de standını açmış, ama bir tanesi hariç; " Çınar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği." O açamamış!.. Aslında o da müracaatını yapmış, fuarda stand alanını ve on bin adet basılarak dağıtılan broşürde yerini almış ve de bunu özel çabalarıyla Rize halkına duyurmuş; dernek adına Recep Koyuncu Hoca organizasyonun belirlediği "23 Ekim 2018 günü saat 6:00'da imza günüm var" demiş.

Ama ya sonrası???

Cumartesi gününün akşamı (Fuara 2 gün kala) saat 21:30 suları... Bir telefon. Hatta Fuarın (profosyonel) yürütücüsü Hüseyin Akdağ var. Söylediği şey şu: "Rize'deki diğer dernekler son anda yer istediler. Stand alanında yer kalmadığı için -onlara ayıp olmasın- diye VALİ BEY sizin yerinizi iptal etti!"

Şu hale bakın! Şu sümsük bahaneye bakın! Şu kepazeliğe bakın! Şu benim Recep Hoca'mın memur maaşından, dişinden tırnağından arttırarak taş taş üstüne koyup inşa ettiği (kütüphane) camisinin minaresini alenen çalıp hırsızlığın raconunu bile yerle yeksan edenlere bakın!..

Yani şimdi birisi çıkıp da "merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler -Çingene'nin merdi kendini överken hırsızlığını söyler- misali bile olamamışlar" dese kim itiraz edebilir?.. Adam gibi, delikanlı gibi "Hoca biz seni şu şu sebeplerden istemiyoruz" bile diyememişler! Yazıklar olsun. Hadi kendinizi bu kadar aşağılıyorsunuz bari bunu devletin makamında iken, devlet adına yapmayın. Birincisi sizin bileceğiniz iştir, ne yaparsanız kendinize yakışanı yaparsınız, yani "kalıbınız bilir" ama ikincisinde "durun bakalım!" O, o kadar kolay değil. O noktada devletimiz adına bir iş ve işlem yapmaktasınız ve keyfinize göre karar veremez, en ehven tabirle böyle "yakışıksız" bir davranışta bulunamazsınız. Orda devletin herkesin devleti olduğu, dolayısıyla sözde yer bulmak istediğiniz diğer dernekler kadar zaten o yeri almış olan Çınar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nin de devleti olduğu ve bu devletin aziz olduğu gerçeği var. Siz bütün bunları yani devletin adaletini, eşit vatandaşlık ilkesini, eşit kurumlar prensiplerini çiğneyip geçemezsiniz.

Bu dernek Rize'de, şimdiye kadar 15 yayın yapmış olan ve kültürel anlamda yayın faaliyeti gösteren ender derneklerden biri... Kabahati neydi de böyle süfli bir

muameleye tabi tutuldu? Dernek olarak devlete karşı bir suç mu işlediler? Ya da başkanı veya üyeleri her neyse devletlüler nezdinde bizim bilmediğimiz bir sebeple "Persona Non Grata" mı ilan edildi? Varsa söyleyin! Edildi ise açıklayın! Yoksa da yediğiniz bu haltın gerekçelerini ortaya koyun ve idareniz altındaki bu insanların kalplerini mutmain edin. Bu sizin asli yükümlülüğünüzdür.

Aksi durumda bu ve benzeri işleriniz kötüye varır, uyarmış olayım. Nedir o biliyor musunuz? Söyleyeyim; "Sayın Cumhurbaşkanının etrafı" meselesi!..

Hatırlanacaktır, bir iki ay önce buna benzer bir olay da üniversitede vuku bulmuştu. Nizamiyeye bir liste asılmış ve dünya üniversite tarihinde örneğine kolay rastlanmayacak bir şekilde "üniversiteye girmesi yasak olan(!) vatandaşlar" kategorize edilerek sıralanmıştı... İşin üstüne vardığımızda da tam bir "sünepe idarecilik" örneği olarak "Yok efendim, biz öyle bir liste yapmadık. Bizim dışımızda yapıldı. Bir kendini bilmezin işi. Haberimiz yok. Ve hatta öyle bir liste yok" filan denmiş ve o sözde yasak alelacele kaldırılmıştı!

Sanıyorum şimdi de aynısı olacak; "Ne münasebet, öyle şey olur mu hiç? Devlet öyle şey yapar mı? biz yapmadık, biz etmedik, organizatör..., uydurma..." vesaire denecek. Siyasilerin de sesi çıkmayacak, özellikle de AkParti Genel Başkanı olması babında bizzat Sayın Cumhurbaşkanının ildeki (Vali dışındaki) diğer temsilcisi olan İl Başkanı da susacak!

Ve işin asıl bamteli...

Tabii sonunda bu ve benzeri olaylara bizzat şahit olanlar ikiye bölünecek; sadakatı şeksiz şüphesiz olan birinci grup hayıflanarak "Aaaah! Şu Cumhurbaşkanının etrafı!" diyecek. sadakat yerine liyakatı esas alan ve bu sebeple giderek aykırı(!) olmaya başlayan ikinci grup ise "Yeter arkadaş, -etrafı etrafı- deyip duruyorsunuz! Bunlar uzaydan mı geldi?" diyecek ve faturayı AkParti'ye ve de onun genel başkanı sıfatıyla Sayın Cumhurbaşkanına kesecek!

Farkında mısınız dostlar bilmiyorum ama millet dolu dolu. İçten içe dolu. Eee! Mart ayı da geliyor! Yani şimdi bana "koskoca dünya liderine 'fatura kesmek' de ne demek, bire densiz" demek kolaycılığına kaçmayın. Bunun size de misyonunuza da, önümüzdeki seçimlerde de bir faydası olmaz. Ben bununla "Acı söyleye söyleye acıların adamı oldun!" diyenlere inat bir acı daha söylemiş olayım. Gerisi size kalmış artık.

Haa! "Hala akıllanmadın. Seninkisi Kaygusuz Abdal misali;

Bir aksacık karınca kırk batman su yüklemiş

Kah yorgalar kah seğirdür şehre gider satmaya

değil mi?" diyenler olacaktır. Yani bence de haksız değiller, valla. Ama ben yine de uyarmaya devam edeceğim ve onlara Yunus'la cevap vereceğim:

Çıktım erik dalına , anda yedim üzümü

Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu

Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım

"Nedir?" diye sorana bandım verdim özümü

Anlayan anlamıştır, anlamayanın sirtina purtuliden bi hemençe, eline da kabaktan(!) bir kemence!

Ve son sözlerim; "AkParti'nin Ölçü İle İmtihanı" adlı kitabımdan (Barış Kitap, Zafer Çarşısı, Ankara; 2013, sayfa: 91) :

"Ahh! Sayın büyük usta ah!. Allah aşkına çok mu aradınız, inşa etmek istediğiniz o kutlu mabede temel direk yapacağınız bu kişileri-kişilikleri?.."

Allah Rize'mizi, milletimizi ve memleketimizi acizlikten ve acizlerden korusun. Amin.

Selam ve dua ile.

Prof. Dr. Şaban ŞİMŞEK

Orhan yazıcılar 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 2 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık