Bindik Bir Alamete... google-site-verification=o9NKMr65mo7NoFynwBLRl72bXLs9ovWOIwfU4MSzpn4
Rize
Haber
11 Ocak 2014 - Cumartesi 18:50 Bu haber 1075 kez okundu
 
Bindik Bir Alamete...
KÜLTÜR SANAT Haberi
Bindik Bir Alamete...

Son birkaç yüzyıldır sürüklene geldiğimiz “batılılaşma” sürecinde “Araba Sevdası” ve benzeri romanlardaki trajıkomiklikleri hatırlatan davranışlara günlük yaşantımızda maalesef hala devam etmekteyiz. Batılı ülkeler sanayi devrimini yaparken (sömürgelerinden elde ettikleri zenginlikler ile bu devrimi yapmışlardır. Biz tarihin hiçbir döneminde batılılar gibi sömürgecilik yapmamışızdır) bizim son iki yüz yılın bazı liderleri maddi ve manevi temelden yoksun, sadece şekil üzerine fuzuli işlerle uğraşmışlardır. Örneğin Topkapı Sarayı varken, dış borç alarak Dolmabahçe sarayını yaptıran padişahlarımız olduğu gibi; mevcut dış borcu büyük oranlarda düşürüp, bugün dahi çok önemli hizmetler veren kurumları yaptıran padişahlarımızı da görmüştür son dönem tarihimiz. Bu yazımızda günlük yaşantımızda yukarıdaki çerçevede gördüğümüz bazı ilginçlikleri kısa kısa hatırlatacağım. -Bir lokantaya gideriz, istediğimiz yemek birazcık gecikse oflayıp puflayarak garsonları fırçalarız. Öbür taraftan "makdanılds" vb yerlerde ne idüğü belirsiz yiyecek almak için yarım saat ayakta etrafa gülücükler dağıtarak sıranın bize gelmesini bekleriz. Orası "makdanılds"ya! orada ayakta beklenir. -Çok da önemli olmayan bir sebepten dolayı herhangi bir ülkeye karşı, en yüksek milliyetçi duygularımızı yansıtırız. Diğer taraftan açmış olduğumuz küçük bir mahalle bakkalının adını bile o ülkenin diline uygun veririz. -Spor kulüplerimizin başında olan yerli hocaları bir mağlubiyet aldıklarında hemen “postalarız”.  Ülkemize gelen yabancı sporculara ve teknik sorumlulara başarıyı yakalama konusunda sınırsız zaman veririz.   -İkinci Mahmut döneminde Frenklere özenen saray kadınlarının beyoğlu ve galata tüccarlarına olan giysi borçlarının neredeyse Hazine-i Hassa’yı etkileyecek duruma geldiğini yazar tarih kitapları. Hanımların bu savurganlıkları İkinci Abdülhamit dönemine kadar devam etmiştir. Bu ecdadın torunları olarak bizler, post-kapitalist yaşam tarzının ürünü olan, babalar günü, gençler günü, orta yaşlılar günü, öğleden sonra doğanlar günü (abarttığımı sanmayın yakın bir zamanda daha ilginç günleri de icat edeceklerdir) vesilesiyle limitsiz kredi kartlarıyla yapılan alışverişlerle saray hanımlarını aratmamaktayız.  Böyle garip tutum ve davranışları daha da arttırabiliriz. Anadolu’nun herhangi bir yerinde bir çiftçi ailesi çalışıp çabalayıp çocuklarını okutur. Üniversite için büyük şehirlere gönderir. Tarlada çalışarak kazandığı parayı çocuğuna gönderir. Okuyup adam olsun diye.  Çocuk okulu bitirir, köyüne gider. Tarlada çalışan annesini, babasını hor görür. Üniversite okumuş, büyük şehir görmüş ya. Yukarıdaki davranış biçimlerinin temellleri Devlet-i Aliyye’nin son dönemlerinde zamanın sözde aydınları tarafından atılmıştır maalesef. Devlet-i Aliyye, Evropa’nın iyi okullarında eğitim görsünler, oradaki bilimi, fenni anlasınlar diye bizimkileri oralara göndermişler. Gitmişler gelmişler, bizim topluma oranın gözlüğüyle bakıp" biz"i "onlar" gibi yapıp gelişeceğimizi varsayarak bu hallere düşmemize sebep olmuşlardır. Bir Filozofun “Rakibinle aynileşerek, ona dahil olmak” tesbitine uygun aşağılık bir yöntemi şiar edinmişlerdir. Bu sözde aydınlar son üç yüz yıllık tarihimizin kilit ögeleri idiler. Maalesef ve acıdır ki, bu aydın “tür”ü birkaç  yüz yıldır anahtarı hep ters yönde çevirmiştir ve çevirmeye de tam sürat devam etmektedir.  İrfan SERDAR
Kaynak: (rizevizyon) - rizevizyon.com Editör:
Etiketler: Bindik, Bir, Alamete...,
Yorumlar
google-site-verification=o9NKMr65mo7NoFynwBLRl72bXLs9ovWOIwfU4MSzpn4
Haber Yazılımı google-site-verification=o9NKMr65mo7NoFynwBLRl72bXLs9ovWOIwfU4MSzpn4